İçimizdeki Zemberekler

İçimizdeki Zemberekler

G.I. Gurdjieff-

Soru: Uzun yaşamanın bir yolu var mıdır?

Cevap: Farklı ekollerin yaşamı uzatmak üzerine pek çok teorileri ve bu konuyla uğraşan birsürü sistemler vardır. Hatta hala hayat iksirinin mevcudiyetine inanan saf insanlar da bulunmaktadır.

Bu soruyu nasıl anladığımı size şematik olarak açıklayacağım.

Bir saati düşünün. Bildiğiniz gibi çeşitli markalarda saatler var. Benimkinde yirmi dört saate göre ayarlanmış bir ana zemberek bulunuyor. Yirmi dört saatin sonunda saatim duruyor. Fakat bir hafta, bir ay hatta bir yıl boyunca çalışan saatler de var. Yine de, bunların kurma mekanizmaları da her zaman kesin ve belirli bir süre için ayarlanmış oluyor. Saat imalatçısı nasıl yapmışsa hep öyle kalıyor.

Saatlerin içinde bir regülatör bulunduğunu görebilirsiniz. Eğer bu kımıldatılırsa saat daha yavaş veya daha hızlı çalışmaya başlayabilir. Eğer tamamen çıkarırsanız ana zemberek kendisini çok çabuk bir şekilde boşaltır ve yirmi dört saate göre ayarlanmış olan zemberek, üç dört dakika içinde boşalmış olur. Demek ki benim saatim, sistemi yirmi dört saate göre ayarlanmış olmasına rağmen, bir hafta veya bir ay çalışmaya devam edebilir.

Biz de saatler gibiyiz. Sistemimiz daha önceden kurulmuş. Fakat her birimizin farklı zemberekleri var. Eğer kalıtım farklıysa, sistem de farklı demektir. Örneğin, bir sistem yetmiş yıl için ayarlanmış olabilir. Ana zemberek boşaldığında yaşam sona erecektir. Başka bir insanın mekanizması ise yüz yıla göre ayarlanmıştır; sanki başka bir zanaatkarın elinden çıkmış gibidir.

Öyleyse her insanın farklı bir yaşam süresi var. Sistemimizi değiştiremeyiz. Her insan üretildiği şekilde kalır ve yaşamlarımızın uzunluğu değiştirilemez; ana zemberek boşalır ve işimiz o anda biter. Bazı kişilerde ana zemberek sadece bir hafta süreyle çalışabilir. Yaşamın uzunluğu doğumla belirlenir ve eğer bu konuda bir şeyleri değiştirebileceğimizi düşünüyorsak sadece hayal kuruyoruz demektir. Bunu yapabilmek için bir insanın her şeyi değiştirmesi gerekir; kalıtımı, babasını, hatta büyükannesini bile değiştirmek zorundadır. Fakat bunun için artık çok geçtir.

Her ne kadar mekanizmamız yapay olarak değiştirilemiyorsa da, daha uzun yaşamak için bir olasılık vardır. Demiştim ki, ana zemberek yirmi dört saat yerine bir hafta idare edecek şekilde yapılmış olabilir. Tabi, bunun tersi de söz konusu olabilir; bir sistem elli yıla göre ayarlanmış olsa bile ana zemberek beş ya da altı yılda boşalabilir.
Her insanın bir ana zembereği vardır; bu, bizim mekanizmamızdır. Bu ana zembereğin boşalması da izlenimlerimiz ve çağrışımlarımızdır.

Fakat iki veya üç tane zembereğimiz vardır, yani kaç tane beyin varsa o kadar. Beyinler zembereklere karşılık gelir. Örneğin, zihnimiz bir zemberektir. Zihinsel çağrışımlarımızın belirli bir uzunluğu vardır. Düşünmek, bir iplik makarasının çözülmesine benzetilebilir. Her makarada belirli uzunlukta ip vardır. Düşündüğüm zaman ip çözülmeye başlar. Benim makaramda elli metrelik iplik, bir başkasınınkinde ise yüz metrelik ip olabilir. Ben bugün iki metre harcasam, yarın da aynı miktarda harcasam, sonunda elli metrelik ipliğim tükenecek ve yaşamım da sona erecektir. İpliğin uzunluğu değiştirilemez.

Fakat tıpkı yirmi dört saatlik ana zembereğin on dakikada boşalabilmesi gibi, yaşam da çok çabuk bir şekilde harcanabilir. Aradaki tek fark, bir saatin genellikle sadece bir adet zembereği olmasına karşılık, insanda birkaç tane olmasıdır. Her merkeze, kesin ve belirli bir uzunluğa sahip bir zemberek denk düşer. Bir zemberek boşaldığı zaman insan yine de yaşamaya devam edebilir. Örneğin, düşünceleri yetmiş yıla göre ayarlanmıştır ama duyguları sadece kırk yıla göre kurulmuştur. Demek ki bu insan kırk yılın sonunda artık duyguları olmadan yaşamaya devam edecektir. Fakat zembereğin boşalması hızlandırılabilir veya geciktirilebilir.

Burada aslında geliştirilebilecek bir şey yoktur; tek yapabileceğimiz tasarruf etmektir.

Zaman, çağrışımların akışıyla orantılıdır, yani görecelidir.

Bu tür deneyimleri mutlaka yaşamışsınızdır. Evde sakin bir şekilde oturuyorsunuzdur. Bu şekilde beş dakikadan beri oturmakta olduğunuzu düşünürsünüz ama saatiniz, tam bir saatin geçtiğini göstermektedir. Başka bir seferinde caddede birini beklemektesinizdir, artık gelmeyeceğini düşündüğünüz için kızgınsınızdır ve bir saatten beri beklediğinizi sanırsınız, oysaki daha beş dakika bile olmamıştır. Bunun nedeni, bu süre içinde pek çok çağrışımın ortaya çıkmasıdır; söz konusu kişinin neden gelmediğini merak etmiş, belki de sizi atlattığını düşünmüşsünüzdür.

Ne kadar çok konsantre olursanız, zaman o kadar çabuk geçer. Bir saat, farkına bile varmadan geçebilir çünkü konsantre olduğunuzda çok az çağrışım, düşünce ve duygu söz konusu olur ve zaman kısa görünür.

Zaman sübjektiftir; yani çağrışımlarla ölçülür. Konsantrasyon olmaksızın oturduğunuzda, zaman size uzun gelir. Dışsal anlamda zaman mevcut değildir; o bizim için sadece içsel olarak vardır.

Tıpkı düşünme merkezinde olduğu gibi, çağrışımlar diğer merkezlerde de devam edip gider.

Uzun yaşamanın sırrı, merkezlerimizdeki enerjiyi yavaş ve maksatlı bir şekilde harcayabilme becerisine dayanmaktadır. Şuurlu olarak düşünmeyi öğrenin. Bu, enerji tüketiminde ekonomi sağlayacaktır. Hayal kurmayın.

 

G.I. Gurdjieff’in 15 Mart 1924 tarihinde ABD, New York’ta yaptığı konuşmayı çeviren: Faruk Gültekin