İnsan Kendini Makine Olmaktan Kurtarabilir Mi?

İnsan Kendini Makine Olmaktan Kurtarabilir Mi?

P. D. Ouspensky-

Bir defasında Gurdjieff’e: “İnsan makine olmaktan kurtulabilir mi?” diye sordum. “Evet, işte sorun bu.” diye cevap verdi ve devam etti: “Böyle soruları daha sık sorsaydın, belki de, konuşmalarımızda bir yere varmış olurduk. Makine olmaktan kurtulmak mümkündür, fakat bunun için önce, makineyi tanımak gereklidir… Bir makine, gerçek bir makine kendini tanımaz ve tanıyamaz. Bir makine kendini tanıdığı zaman artık makine değildir; en azından önceden olduğu gibi bir makine değildir. Hareketlerinden sorumlu olmaya başlamıştır.”

“Yani size göre, insan, hareketlerinden sorumlu değil midir?” diye sordum.
“İnsan (Bu kelimeyi basa basa söyledi.) sorumludur. Makine, sorumlu değildir.”

ÖNCE ANLAYIŞ GEREKİR

Hatırımda kalmış başka bir konuşma daha var. G.’ye bu öğretiyi hazmetmek için insanın ne yapması gerektiğini sordum. G., şaşırmış gibi “Ne mi yapmak?” dedi. “Herhangi bir şey yapmak imkansızdır. İnsan, öncelikle bazı şeyleri anlamalıdır. Onun, başlıca kendisi hakkında olmak üzere, binlerce yanlış fikir ve kavramları vardır; yeni bir şey kazanmaya başlamadan önce, bunların bir kısmından kurtulmalıdır. Aksi halde, yeni, yanlış bir temel üzerine kurulacak ve sonuç eskisinden de kötü olacaktır.”
“Bir kimse yanlış fikirlerden nasıl kurtulabilir?” diye sordum ve devam ettim. “Bizler idrak biçimlerimize bağlıyız. Yanlış fikirler, idrakimizin biçimlerine göre oluşurlar.”
G. başını salladı ve “Yine farklı bir şeyden söz ediyorsun; idraklerden doğan yanlışları söylüyorsun. Belirli idrakler dahilinde, insan az veya çok hata yapabilir. Önce de belirttiğim gibi, insanın başlıca yanılgısı, yapmaya muktedir olduğuna dair inancıdır. Bütün insanlar, yapmaya muktedir olduklarını sanırlar, bütün insanlar yapmak isterler ve herkesin sorduğu ilk soru, ne yapabileceğidir. Fakat aslında, hiç kimse bir şey yapmaz ve hiç kimse bir şey yapamaz. Anlaşılması gereken ilk şey budur. Her şey varit olur. İnsanın başına gelen her şey, onun tarafından yapılan her şey, ondan gelen her şey, bütünüyle dışarıdan gelir. Ve her şey, aynen yağmurun, atmosferin yüksek tabakalarında veya çevredeki bulutlarda meydana gelen ısı değişikliği sonucu yağması, karın güneş ışınları altında erimesi, tozların yel ile uçuşması gibi cereyan eder.”
“İnsan, bir makinedir. Bütün yaptıkları, hareketleri, sözleri, düşünceleri, inançları, kanaatleri ve alışkanlıkları dış tesirlerin, dışarıdan gelen izlenimlerin sonucudur. İnsanın kendisinden tek bir düşünce, tek bir hareket bile meydana gelemez. Her söylediği, her yaptığı, her düşündüğü ve hissettiği; hepsi varit olur. İnsan, herhangi bir şeyi keşif veya icat edemez. Her şey varit olur.”
“Bu gerçeği, insanın, kendisi için inşa etmesi; bunu anlaması, gerçek olduğuna kani olması, kendisi hakkındaki binlerce hayalden, kendisinin yaratıcı olduğu ve kendi hayatını şuurlu bir biçimde düzene koyabileceği düşüncelerinden kurtulması anlamına gelir. Zira, böyle bir şey yoktur. Her şey varit olur; sosyal hareketler, savaşlar, ihtilaller, hükûmet değişiklikleri… Ve bütün bunlar ferdin yaşamındaki olaylar gibi varit olur. İnsan, istediği gibi değil, fakat olabildiği gibi doğar, yaşar, ölür, evler inşa eder, kitaplar yazar. Her şey varit olur. İnsan, sevmez, nefret etmez, arzu etmez; her şey varit olur.”
“Fakat hiç kimse, kendisine, hiçbir şey yapmaya muktedir olmadığını söylediğiniz zaman size inanmayacaktır. Bu, insanlara söyleyebileceğiniz en düşmanca ve nahoş sözdür. Özellikle gerçek olduğu için nahoş ve düşmancadır.”

BİLMEK ve YAPABİLMEK FARKLI ŞEYLERDİR

“Bunu anladığın zaman, anlaşmamız daha kolay olacaktır. Fakat akıl ile anlamak başka, bütün varlığı ile hissetmek, gerçekten kani olup hiç unutmamak başka şeydir.”
“Bu yapma sorunu ile ilgili başka bir şey daha vardır (Yapma kelimesinin üzerine basarak söyledi). İnsanlara öyle gelir ki, başkaları, yaptıkları işleri olması gereken biçimde değil de, daima yanlış yaparlar. Herkes, daima daha iyi yapabileceğini düşünür. Ne yapılmakta ise ve özellikle herhangi bir şekilde bir şey yapılmışsa, bu başka bir şekilde yapılmaz ve yapılamazdı. İnsan, bunu anlamaz ve anlamak istemez. Herkesin şimdi savaş hakkında nasıl konuştuğuna dikkat ettin mi? Herkesin, kendi planı, teorisi var. Herkes hiçbir şeyin, yapılması gerektiği biçimde yapılmadığını iddia eder. Gerçekte ise, her şey, yapılabileceği tek bir şekilde yapılmaktadır. Tek bir şey farklı olabilseydi, her şey farklı olabilirdi. Ve belki de o zaman savaş olmazdı.”
“Söylediklerimi anlamaya çalış; her şey başka şeylere bağlıdır, her şey birbiriyle bağıntılıdır, hiçbir şey ayrı değildir. Bu nedenle, her şey, yürüyebileceği tek yolda yürümektedir. Eğer insanlar farklı olsalardı, her şey farklı olurdu. Onlar oldukları gibidir, bundan böyle de her şey olduğu gibidir.”
Bu söylediklerini kabullenmek çok güçtü.
“Yapılabilecek hiçbir şey yok mudur?” diye sordum.
“Mutlak surette yoktur.” dedi.
“Hiç kimse bir şey yapmaya muktedir değil midir?”
“Bu ayrı bir sorun. Yapabilmek için olmak gereklidir. Ve önce olmak anlamını anlamak lazımdır. Konuşmalarımıza devam edersek, özel bir dil kullandığımızı ve bizimle konuşabilmek için bu dili öğrenmenin gerekli olduğunu göreceksiniz. Alışılagelmiş dille konuşmamızın bir değeri yoktur, çünkü bu dil ile birbirini anlamak mümkün değildir. Bu da şu anda sana garip gözükebilir, ama gerçek budur. Anlamak için başka bir dil öğrenmek lazımdır. İnsanlar konuştukları dil ile birbirlerini anlayamazlar. Bunun niçin böyle olduğunu daha sonra anlayacaksın.”

HER ŞEY VARİT OLUR

Bir toplantıda, arkadaşlara koltuk değnekleri ile yüklü bu iki kamyondan ve bunlarla ilgili düşüncelerimden söz ettim.
“Ne bekliyorsun?” dedi G. “İnsanlar, makinedir. Makineler, kör ve şuursuz olmaya mecburdurlar; başka türlü olamazlar. Bütün davranışları tabiatlarına uygun olmalıdır. Her şey varit olur. Hiç kimse bir şey yapamaz. ‘Terakki’ ve ‘Uygarlık’, bu kelimelerin tam anlamıyla, şuurlu çabalar sonucu ortaya çıkar. Bunlar, şuursuz ve mekanik davranışlarla meydana gelmezler. Fakat makinelerde nasıl şuurlu bir çaba olabilir? Ve bir makine şuursuz ise yüz makine de, bin makine de, yüz bin veya milyon adet makine de şuursuzdur. Bir milyon makinenin şuursuz faaliyetleri ise mutlaka yıkım ve mahvolmakla sonuçlanır. Bütün kötülük, kesinlikle, işte bu şuursuzca elde olmadan ortaya çıkan tezahürlerdedir. Bu kötülüğün bütün sonuçlarını henüz anlamıyor ve tahayyül edemiyorsunuz. Ama anlayacağınız zaman gelecektir.”
Hatırladığıma göre konuşma, bu şekilde sona ermişti.

MAKİNE TANINMALIDIR

“İnsanlar, insanın ne olduğunu bilmemektedirler. Çok karmaşık bir makine ile, bir lokomotiften, bir otomobilden veya bir uçaktan çok daha karmaşık bir makine ile uğraşmak durumundadırlar; ama bu makinenin yapısı, çalışması veya imkanları hakkında hiçbir şey bilmemekte veya pek az şey bilmektedirler. Onun en basit fonksiyonlarını bile anlamamaktadırlar; zira bu fonksiyonların amacını bilmemektedirler. İnsanın kendi makinesini yönetmeyi, bir lokomotif, bir otomobil, bir uçak yönetmeyi öğrendiği gibi öğrenmesi gerektiğini; insan makinesini tecrübesiz olarak kullanmanın, diğer karmaşık bir makineyi ehli olmaksızın kullanmak kadar tehlikeli olduğunu belirsiz bir şekilde tahayyül etmektedirler. Herkes bir uçağa, bir lokomotife ilişkin olarak bunu anlar. Fakat bir insanın bu gerçeği, genelde insana, özelde ise kendisine ilişkin olarak dikkate alması çok enderdir. Doğanın, insanlara, makinelerine ait gerekli bilgiyi verdiğini düşünmenin doğru ve yasaya uygun olduğu kabul edilmektedir. Bununla beraber, makineye ait içgüdüsel bilginin hiçbir şekilde yeterli olmadığını, insanlar anlamaktadırlar. Niçin tıbbı incelemekte ve onun imkanlarından yararlanmaktadırlar? Çünkü doğaldır ki, kendi makinelerini tanımadıklarını fark etmektedirler. Ama bu makinenin, bilimden çok daha iyi bir şekilde bilinebileceğini, bu bilgi ile tamamen farklı bir çalışma elde etmenin mümkün olabileceğini düşünmemektedirler.

Kaynak: İnsanın Gerçeği “Kendini Bilmek”