ANILAR, İZLER
İleride de göreceğimiz gibi bu durum, özellikle de önceki
hayatlarda yaşanmış bir travma söz konusu ise, geçmiş yaşamlara
ait “izlerin, anıların” kişiyi daha sonraki yaşamlarında
da etkilemeye devam ettiği gözlenen geçmiş yaşam terapileri
için alışılmış bir durumdur. Herhangi bir travma sonucu,
“Bir daha asla aşık olmayacağım.” ya da “Erkeklere güvenilmez.”
gibi hiç de akıllıca olmayan önyargılara dönüşen kararlar
almaya yöneldiğimiz bilinen bir şeydir.
Duygusal durumlar herhangi görünür bir neden olmaksızın kişiyi
etkilemeye devam edebilir ve bu nedenle tekrarlayan nefret
ve intikam duyguları ortaya çıkabilir. Öyle görünüyor ki
bunlar sıklıkla bir önceki yaşamda deneyimlenen en son duygusal
durumlardır.
Fiziksel izler de bir diğer türüdür. Şimdiki kötü cilt durumu
daha önceki bir hayatta diri diri yanmış olmak gibi bir bedensel
travmadan kaynaklanabilir. Migrenler, bazen daha eski bir
hayatta kafaya darbe almaktan dolayı gelişebilir.
Geçmiş yaşam terapilerinde çok az sayıda Şiba (Sheba) Kraliçesine
rastlanmaktadır, karşılaşılan karakterler genellikle sıradan
erkek ya da kadınlardır. Üstelik, geçmiş yaşamlarında kendilerini
karşı cinsiyette ya da farklı bir ırkta görmek bireyler için
şaşırtıcı olmaktadır.
Geçmiş yaşam terapisi nasıl yapılır? Bu alanda eğitim görmüş
olması gereken terapist genellikle iki yaklaşımdan birini
kullanır. İlki, ipnoz, ya da gevşemeyi içeren, zaman içinde,
belki kısa zaman aralıkları ile geriye gitme ya da uzun bir
koridordan yüründüğünü ve bir önceki yaşama açılacak kapıya
doğru sürüklenildiğini tahayyül etmek gibi telkinlerle birlikte
yürütülen yaklaşımdır. Diğer yaklaşım ise, geçmiş yaşama
ait duygulara “köprü” metodu ile bağlanarak ve böylece görüntülerin
ve seslerin tekrar canlanmasını sağlayarak kişiyi şu anda
ilgilendiren probleme onu konsantre olmaya teşvik etmektir.
Terapist hiçbir yönlendirme yapmaksızın sadece açık sorular
sorar ve sonuçta deneyimlenenler birey tarafından ilişkilendirilir.
Genelde oldukça faydalı bir etki oluşur.
TEKRARDOĞUŞ
Geçmiş yaşam terapisi doğal olarak tekrardoğuş fikrine dayanır.
Doğu insanları tekrardoğuşu çok önceden kabul etmişler ve
insanların yaşamdaki iyi ve kötü davranışlarının bir sonraki
hayatlarındaki durumlarını yönlendirdiği şeklindeki karma
fikrini geliştirmişlerdir. Hindular bu düşünceyi ilk kez
Veda ve Upanişad öğretilerinde dile getirmişlerdir. Budistler
de reenkarnasyonu varoluş düzenlerinin merkezi olarak görürler.
Tibetin Kadim Ölüler Kitabı bugün için ölüme yakın deneyimler
olarak adlandırdıklarımızı ve ölüm ile tekrardoğuş süreçlerini
bütünüyle tarif etmektedir. Dalai Lama, her enkarnasyonunda,
aynı bölgede yaşayan ve diğer testlerle birlikte bir önceki
hükümdara ait nesneleri tanıyan bir çocuğu arayan gruplar
tarafından seçilmektedir.
Tekrardoğuş aynı zamanda eski Mısır’da, Yunanistan’da, Çin’de ve hatta ilk
Hristiyanlarca da kabul edilmiştir. Fakat imparator Jüstinyen’in politik hileleri
sonucunda bu fikir Hristiyan Alemi içinde bastırılmıştır. M.S. 553’te Jüstinyen
tarafından bir araya getirilen 5. Evrensel konseyde üç oy ile sadece bir tek
hayatımız olduğuna karar verildi. Oylama bir bakıma adaletsiz bir şekilde gerçekleşmişti
çünkü o zamanki Papa hapisteydi ve batı rahiplerinden hiçbirisi toplantıya
katılmamışlardı. Daha sonra tekrardoğuşa inanmak dine aykırı ve cezalandırılacak
bir durum olarak kabul edildi. Doğal olarak bu afaroz batı düşünüşünü asırlarca
etkiledi. Batıda bu fikir sadece 19. Yüzyılın sonunda spiritüalistler ve teozoflar
tarafından tekrar canlandırıldı.
KANIT
Reenkarnasyonun kanıtı nedir? Bugün bile bu ülkede bu konu
resmi ortodoks bilimi tarafından hala bir tabu olarak görülmektedir.
Fakat nispeten daha tarafsız bir kültür olan Amerika’da,
bir araştırmacı vakalar toplamak için uzun yıllardır çok
dikkatli bir şekilde çalışmaktadır.
Virginia Üniversitesinden Prof. Ian Stevenson, reenkarnasyonu
destekleyen çok sayıda veri toplamıştır. Tipik olarak, küçük
bir çocuk, başka bir aile ve ev hakkında konuşmaya başlamaktadır.
Pek çok durumlar incelenmektedir ve bazen çocuk çok kuvvetli
deliller vermektedir, örneğin, bazı gizli ve değerli şeylerin
yerini açığa çıkarmaktadır.
Stevenson’un titizlikle yürüttüğü en son araştırma, doğum
izleri ya da doğum kusurları ile geçmiş yaşamdaki ıstıraplı
yaralanmalar arasında bağlantılar bulmuştur. Geçmiş yaşam
terapisinde, kişinin bir önceki yaşamının bir yerlerde kayıtlı
olup olmadığını belirlemek pratik ya da gerekli değildir.
Fakat bazen insanlar bunu ortaya çıkarmak için kendilerini
mecbur hissetmektedirler.
İngiltere’de yaşayan Jenny Cockell isimli bir çocuk, İrlanda’daki
bir ailenin evi ile ilgili olarak ısrarlı rüyalar görmekte
ve geriye dönüşler yaşamaktadır. Sonunda bu evin izini bulmuş
ve çocukları olduğundan emin olduğu insanlarla -tabii ki
şimdi o insanlar kendisinden daha büyüktür- ilişkiye geçmiştir.
Bazen kişinin hikayesini doğrulayan olaylar ortaya çıkmaktadır.
Dave isimli bir adam su ve arılara karşı her zaman bir korku
taşımaktadır ve baştan beri muz kokusundan iğrenmektedir.
Bu hoşlanmayışlar için hiçbir görünür neden bulunamamıştır.
Bir terapi sırasında Dave kendini bir geçmiş yaşamında bulur.
Vücuduna saldıran bir arı sürüsüyle bir nehir kıyısınca koşmaktadır.
Kaçmak için suya atlar, fakat boğulur. Bu olaylar nefretlerinin
ilk ikisine açıklık getirir, üçüncüsünün nedenini ise ancak
bir yıl sonra anlar. İzlediği bir televizyon belgeseli, arıların
çılgınca bir biçimde iğnelerini batırmayı istediklerinde,
muz kokusuna benzer bir kimyasal salgıladıklarından bahsetmiştir.
GEÇMİŞTEN GÖRÜNTÜLER
Kişinin geçmiş yaşam terapisi esnasında ne gördüğünü bilfiil
“görmek” için yazar tarafından bir teknik geliştirilmiştir.
Kişiler ipnotize edilir ve önlerine bir çizim tahtası yerleştirilir.
Geçmiş yaşam terapisi yönlendirilir ve görüntü, terapistin
uyarısı ile dondurulur. Süje gözlerini açar ve çerçevede
sabitlenmiş olan görüntüyü (resmi) yansıtır. Bunun için süjelere
kurşun kalem verilir ve olduğu gibi kalan hareketsiz manzarayı
çizmeleri söylenir. Daha sonra, yerlerine doldurulmak üzere,
renkleri tarif etmesi istenir.
Geçmiş yaşam görüntüleri durdurulabilir ve tekrar başlatılabilir
ve böylece bu tip görüntülerin ardışıklık içinde bütünü elde
edilir. Sonuçta inanılmaz detaylar elde edilir. Metot terapist
ve araştırma için oldukça önemli miktarda bilgi sağladığı
gibi deneyim için de büyüleyici nitelikte kalıcı bir kayıt
sağlar.
Christine Shirley bu şekilde çizilmiş pek çok resim elde
etmiştir. Bir tanesi, geçmiş yaşamındaki kocasını eski Yunanistan’daki
bir mabette göstermektedir. Diğer bir resim bir köye saldıran
fakat öldürülen paralı bir askerle ilgilidir.
GEREKLİ BİR TERAPİ
Geçmiş yaşamlara dönüşün, terapi için oldukça geçerli bir
yöntem olduğu hiç şüphe götürmez. İnsanlar diğer terapi türlerinde
bazen kendiliklerinden sanki geçmiş yaşamlarına girmektedirler
ve hatta bu durum derin doku masajlarında bile ortaya çıkmaktadır.
Bu nedenle, bu deneyimlerle ilgilenmek üzere geliştirilmiş
ve formüle edilmiş bir yöntem olmalıdır. Bunlar görmezden
gelinemez.
Aslında bu alan, terapistin tamamıyla bilgi ile donanımlı
ve tecrübeli olmasını gerektiren bir alandır. Uygun eğitim
çok önemli ve gereklidir. Geçmiş Yaşam Regresyon Çalışmaları
Kolejinin kurulma nedeni budur.
İYİLEŞTİREN MÜZİSYEN
Kemancının salondan kaçtığı giriş paragrafına dönecek olursak,
bu 19. yüzyıl senaryosu, şu anda West End Müzikalinde çalan
günümüz gitaristlerinden Karl tarafından, çok canlı ve duygu
yoğunluğu içinde bir geçmiş yaşam terapisi seansında deneyimlenmişti.
Aşırı sayıda teli ve enstrümanı yanında yedek bulundurma
şeklindeki şiddetli obsesyonunu çözümlemek çabasıyla geçmiş
yaşam terapisine başlamıştı. Bir gevşeme durumunda bu soruna
odaklanmasıyla birlikte, kendisini otomatik olarak sahnedeki
panik görüntüsünün içinde buldu. Olaylar güçlü ve tatsızdı
ancak Karl için şaşırtıcı olan, bu konuda kendisini artık
mecbur hissetmediğini fark etmesiydi. Şuurdışı bir seviyedeyken
bir telkini kabul etmiş, bir şeyler serbest bırakılmış ve
Karl iyileşmişti.
Kaynak: Avrupa İpnoterapi Kolejinin internetteki sayfalarından
alınmıştır.