Her Varlık Vazifeye Doğar!

HER VARLIK VAZİFEYE DOĞAR!

Oya Emir (Timurdoğan)

 

Dünya biz insanlık ailesi için gerekli, bereketli, büyük bir okuldur. Bizlere eşsiz imkanlarını sunmuş ve tecrübelerimiz için bize kucak açmıştır. Onun bereketli kucağında, eşsiz kaynaklarında tekâmül basamaklarında ilerlemek amacıyla birçok tecrübe gerçekleştiririz. İyi kötü, güzel çirkin, ışıklı karanlık… İkili sistem üzerinde, düalite ilkesine bağlı kalarak, değer farklanmasının gereğini yerine getirerek maceramız devam eder gider.

Ve biz bu alemde olmayı, bu ilkeleri gerçekleştirmeyi bu alemin kuruluşundan, var oluşundan itibaren gerçekleştiriyoruz. Bu eşsiz tecrübelerin bize katacağı donanımı, madde bilgisini, deneyim imkanlarını kullanmaya niyet etmiş durumdayız. Ki uzun denebilecek bir zaman dilimi gerçekleştirmişiz. Yaptığımız her tecrübenin kattıklarının farkındalığı ile deneyimlerimiz hayatlar boyu sürmüş gitmiş. Bilseniz içimizde ne hikayeler saklı.

Güzel hikayeler olduğu gibi, birçok olumsuz hikayeler de bizimle, bizim tecrübelerimiz olarak kayıtlarımızda. Bu eşsiz deneyimler sayesinde şimdi, şu anda, bugünü yaşamaktayız. Yine bereketli anların içinde tecrübelenmekteyiz.

Dünyanın bereketi hareketli, canlı, kıpır kıpır oluşunda. Durağanlık, atalet, tembellik bu alemin kayıtlarında yer almamakta. Hele ki içinde bulunduğumuz zaman diliminde. Biz ise bu ikili sistemde tek tarafı, sadece mutluluğu, sadece sakinliği, sadece iyiliğin deneyimlenmesinin çabası içindeyiz. Ve keşkeler ile yaşamayı sürdürüyoruz. Keşke yaşamımda bu da olsaydı diyerek gelecek algımızda ya da keşke bunları yaşamasaydım diyerek geçmiş algımızda yaşayıp duruyoruz. Aslında keşkelerimiz birer illüzyon; peşinden koştuğumuz, olumsuzu hissettiğimiz, olmayana odaklandığımız, zihnimizde yarattığımız durumlar.

Bizim konsantrasyonumuz neredeyse, şuurumuzu nereye odaklıyorsak, kendi içsel ışığımızı nereye yönlendiriyorsak o alanın içinde olmayı, yaşamımızda o sahnenin içinde olmayı seçiyoruz. En kıymetli anımız işte şimdi içinde bulunduğumuz An.

Şimdi içinde bulunduğumuz ortama odaklanalım. Şu anda neredeyiz? Zihnimizin içinde miyiz yoksa dışımızda var olanın da farkındalığı içinde miyiz? Bedenimiz hangi pozisyonda, onu algılayabiliyor muyuz? Nefes alışverişimizin takip edebiliyor muyuz? Kalp atışlarımızı, bedenimizde dolaşan kanı, kasılmış durumdaki kaslarımızı, bizi dik tutan omurlarımızı, bir işi yapmak için çalışan eklemlerimizi, kuvvet uygulamak için devreye giren kaslarımızı, tüm bedenimizi idare eden beynimizi ve bizi hayatta tutmak için büyük çaba gösteren iç organlarımızı. Hepsinin her an farkındalığı içinde olamasak da onlar vazifelerini yerine getirmekteler. Onlar bizim için, dünya hayatımızda gerekeni yapabilmemiz için hizmet etmekteler. Haydi şimdi onları hatırlayalım ve teşekkür edelim.

Sevgili saçlarım, başımı sıcaktan, soğuktan, dış tesirlerden koruduğun için,

İç organlarıma sahip çıkıp onları örten, dışa yansımama vesile olan sevgili derim, cildim,

Gözlerim algılamama, renkleri görmeme, bilgi almama, okuma, yazma, resim yapma, fotoğraf çekme, çiçekleri, ağaçları, gökyüzünü, güzel insanları fark etmeme sebep olduğun için,

Kuşların, suyun, müziğin seslerini, konuşulanları anlamama vesile olan sevgili kulaklarım,

Mis gibi kokuları hissetmeme, zararlı olanları ayırt etmeme yardımcı olan burnum,

Tat almamda yardımcı olan dilim, besinleri çiğnememde yardımcı olan dişlerim ve aşağı indikçe yemek borum, midem, tüm sindirim sistemim,

Havanın girişiyle burnumda başlayan akciğerlerimle nefesin eşsizliğini deneyimlememe yardımcı olan solunum sistemim,

Ve tüm iç organlarım, karaciğerim, dalağım, böbreklerim, atıkların atılmasını sağlayan, ikinci beynim olan bağırsaklarım ve de boşaltım sistemim, bereketi simgeleyen cinsel bölgem,

Bedenimi dik tutan omurgam, bedenime şekil veren kemiklerim, eklemlerim, kaslarım,

Sevgili kalbim benim için sürekli çalışan, tüm bedenime kanı pompalayan, eşsiz merkezim, bana sevgiyi, kırgınlığı, acıyı, merhameti, şefkati, hatırlatan biriciğim,

Ve beynim, diğer organlarımın çalışmasında rehberlik eden, muhakeme etmeme, karar vermeme, hareket etmeme, konuşmama, gülmeme, ağlamama hepsine vesile olan sevgili organım. Varlığımla aramdaki tesir bağını kurduğun için, bu dünyadaki tüm katkıların için…

Tüm organlarıma teşekkür ediyorum vazifelerini yerine getirdikleri için, benim ben olmama sebep oldukları için.

Yaşamımda bana eşlik eden herkese, tüm varlıklara vazifelerini yerine getirdikleri için teşekkür ediyorum. Benim dünyaya gelmeme vesile olan değerli atalarıma, en yakınlarıma, anneme, babama, dedelerime, büyükannelerime teşekkür ediyorum. Çevremde aile olarak bana eşlik eden çocuklarıma, kardeşlerime, tüm akrabalarıma teşekkür ediyorum.

Ve geleceğime teşekkür ediyorum, Gelecekte de yanımda olacak olan aileme, yakınlarıma, tüm dostlarıma, yaşamıma eşlik eden tüm varlıklara, içinde bulunduğum Şehre,  Yurduma, Dünya Ana’ya sonsuz saygılarımla.

Tüm bu unsurlar bizim yaşamımıza eşlik eden değerler ve biz onların vasıtasıyla vazifemizi yerine getiriyoruz. Eşsiz bir ahenk içinde biz vazifemizi yerine getirirken çevremizde var olan her şey de kendi vazifelerini yapmış oluyor. Ne muhteşem bir ahengin içindeyiz. Ne kadar değerli, kıymetli, eşsiz bir An’ı deneyimlemekteyiz.

Bizim vazifemiz içinde bulunduğumuz An’ın değerlerini yerine getirmek, farkındalığımızı artırmak, bilgilenmek. Yaşam tecrübeleriyle, dinleyerek, okuyarak edindiğimiz bilgilerin içselleşmesini sağlamak, yaşamımızda var olması için çaba harcamak, canlı tutmak, aktarmak. Varlığımızdan bize akan, bizi besleyen, destekleyen tesirlere güvenmek. Yol göstericiliğinin kabulü ile ilerlemek.

Var olan her varlığın vazife yapma hakkı olduğunu bilerek sevgiyle ilerlemeye niyet ediyoruz.

  

Oya Emir (Timurdoğan), 2018

İRAD Yönetim Kurulu Başkanı