Sevgi

SEVGİ

İlahi Nizam ve Kâinat

                 Sevgi; en genel tanımıyla varlıkların her şeye, her realite’ye karşı duyabildikleri “çekilim”dir. Dünyada her şey, her realite; yerine ve kişisine göre, -her gelişim kademesinde bulunan- insanların ve varlıkları çeşitli tarzlarda kendisine çekebilir. Dolayısıyla, her kademede, her şeye karşı sevgi duyabilir. İşte sevgi, bu kadar genel ve kapsamlı bir konudur. (131)

                Sevginin bitkilerde basit ve çeşitli mekanizmalarla tezahür eden bu çekilim hallerinin, hayvanlarda daha az maddileşmiş ve az çok insanlarınkine yaklaşmış durumlarını görmeye başlarız. Hayvanlarda, yavru, eş, aile, arkadaş hatta hemcinslerinin dışındakilerle dostluk ilgilerinin bazen tümüyle sevgi manzarasını alan varyetelerini gözlemlemek mümkündür. İnsanlara gelince; oldukça geniş bir idrakle duyulan sevginin yüksek ve zengin tezahürleri bu safhada meydana çıkar.  (131)

                Dünyadaki, “bedenlerin birbirini sevmesi” denilen sevgi, çeşitli icap ve nedenlerle meydana gelen veya getirilen, bedendeki (beyindeki) çok ince madde kombinezonlarından yayınlanan yüksek ve süptil vibrasyonların, enerjilerin tezahürlerinden ibarettir, yani bu vibrasyonlarla oluşan çekilimlerden ibarettir. (132, 133, 131)

 

Varlıktaki duygu ve düşüncelerin ve Sevgi dâhilher şeyin madde olması;

                Fikir vibrasyonları, insanların tanımakta oldukları maddelerin üstünde bulunan ve dünyada mevcut olan bir madde hâlidir. Aynen, yüzyıllardan beri dünyada çeşitli spiritüalist ekollerin çeşitli isimlerle anıp da bir türlü izah edemedikleri ve mahiyetini anlayamadıkları “perispri” denilen şey de, gene dünyada bulunup, insanlar tarafından bilinmeyen madde hâllerinden biridir. Bunlar gibi, dünyada mevcut olup insanların tanımadıkları yine madde enerjilerinin bazıları da; sempati, sevgi, antipati, kin, korku, sevinç, gurur, kıskançlık, bencillik gibi “subjektif ruhî durumlardır” denilip geçiliveren hâllerdir.(11)

                Madde olarak sonsuz hareketlerle, kombinezonlarla, şekillerle ve hâllerle bir varlıkta husule gelen her türlü sevgi, düşünce, vicdan gibi ruhî denilen yüksek tezahürler; aslında, ruhun kendi plânında mevcut, bilmediğimiz sonsuz davranışlarının kâinatta madde imkânlarına göre fikrî, hissî ve hayatî formlara çevrilmiş karşılıklarıdır.(36)

                İnsanlığın gelişim kademelerinde en yüksek formunu bulan sevgi, bedenin çok ince bir kısım “madde kombinezonları”nın yayınlamakta oldukları yüksek ve süptil vibrasyonların, enerjilerin tezahürlerinden ibarettir. (132)

                Bedenlerde şu veya bu icapla oluşan ince madde kombinezonları mevcudiyetlerini sürdürdükçe, yayınladıkları vibrasyonlar da mevcudiyetlerini sürdürürler; bu kombinezonlar değiştikçe, bu değişmenin şekil ve derecesine göre, yayınladıkları vibrasyonların da mahiyet ve şiddetleri değişir. (132)

 

Sevginin Vicdan Mekanizmasındaki yeri;

                Sevgi denince, daima onun dar manası üzerinde durmamak gerekir. İnsanların anladıkları dar manadaki sevgi, genel bir sevgi kavramının gelişim mekanizmasında almış olduğu büyük rolünün -önemli olmamakla birlikte- küçük bir kısmıdır. Yani, bizim burada kastettiğimiz sevginin sonsuz yanları ve şekilleri vardır. Sevginin vicdan mekanizması, daha doğrusu gelişim mekanizması karşısındaki rollerini açıklarken, bu geniş manası üzerinde durmak gerekir. Ancak böyle yapılırsa, onun tekâmüldeki tam kıymeti belirtilmiş olur. O halde böyle genel manadaki sevgiyi açıklayalım! (130)

                Sevgi -müspet veya menfî yollarda kullanıldığına göre- vicdan mekanizmasında sonsuz olay çeşitlemelerine neden olarak, öz bilgileri arttıran, önemli bir gelişim vâsıtasıdır. (133)

                İnkişaf (gelişim) açısından tanımlamak gerekirse, sevgi; ‘insanlık safhası’ndaki ‘inkişaf (gelişim) mekanizması’nda büyük bir rol oynayan, hem ’diğerkâmlık‘, hem ‘bencillik’ yollarında kullanılabilen, sonsuz olay varyetelerine neden olarak öz bilgileri arttıran bir inkişaf vasıtasıdır. (134, 133, 129, 130) 

                Sevgi; vicdan mekanizmasına türlü çeşitlemeleriyle karışır. Çünkü onun, bir kısmı vicdanın vazife unsurlarına, diğer kısmı nefsaniyet unsurlarına yönelik bir sürü yanı vardır. Özellikle insanlığın ilk kademelerinde sevginin bencillikle karışmış yanları hâkim durumdadır. Bu kaba kombinezonlarla karışmış sevgi şekillerinden yukarıda biraz bahsetmiştik. Bunlar bir sürü zahmetlere, sıkıntılara, ıstırap ve azaplara varan sonlara yol açarlar. Bazen de sevgi; saf ve yüksek tezahürleriyle, insanı doğrudan doğruya üst realitelere ulaştırır. Onun bu tarafından, özellikle feragat, fedakârlık, diğerkâmlık, yardım, şefkat gibi gelişimi hızlandırıcı, yüksek, ince diğer madde kombinezonlarının da tezahürleri vardır. (134)

                Şu hâlde, kademeler ne kadar aşağılarda ise, o kademedeki sevgiye karışan bencillik malzemeleri ve vibrasyonları da o kadar fazla olur. Aksine, gelişim kademeleri ne kadar üst düzeylerde ise, sevgi unsuru da o oranda saf ve erden vibrasyonlarıyla zenginleşmiş bulunur. Ve bu gelişim hâli nihayet öyle bir duruma gelir ki, insanlara karşı duyulan bu erdemli hisler, onlara hizmet etmek, onların iyilikleri, gelişimleri hususunda her türlü yardımda bulunmayı -ne pahasına olursa olsun- göze almak gibi, çok kapsamlı ve yüksek derecelere ulaşır. Ve o zaman vicdanın nefsaniyet unsurları ve realiteleri, bencillikten sıyrılıp, diğerkâmlık yollarında yürümeye başlarlar. Vicdan mekanizmasının denge düzeyleri arktı, diğerkâmlığın yüksek ve idrakli sahalarında kurulur. O insan, başkalarının yükselmeleri için her türlü fedakârlığa katlanmayı kendisine bir borç, bir vazife sayar. O zaman ondaki sevgi, bir “vazife sevgisi” halini almaya yüz tutar ki, bu da artık onun, vazife planının eşiğine gelmiş olmasının işaretidir. (135)

                Aslında dünya hayatının birçok olay ve sınavına neden olan sevgi; hem öz bilginin oluşmasında, hem de vicdanın gelişmesinde direkt ve endirekt yollarda rol alan, en kuvvetli etkenlerden biridir. Sevgi olmasaydı, öz bilginin kazanma yolları ve vicdan mekanizmasının müspet veya menfi yönlerde sonuçlar meydana getirme fırsatları, bir hayli azalmış ve sonuç olarak, sınavlar, deneyimler, gözlemler ve kıyas bilgileri imkanları iyice sınırlanmış olurdu. Çünkü sevgi; vicdanın hem üst unsurlarını destekleyerek müspet yollarda meydana getirdiği olaylarla doğrudan doğruya, yani şuurlu bir idrakle öz bilgilerin çoğalmasına yardım eder; hem de, vicdan mekanizmasının gerektiğinde alt unsurlarını tahrik edip meydana gelmelerine neden olduğu ıstıraplı ve azaplı sonuçlardan doğan kıyas bilgisi yoluyla, endirekt ve otomatik olarak, öz bilginin artmasına hizmet eder.(129)

Sevginin vicdan mekanizmasında yerine göre değişen, müspet ve menfi rolleri şöyle örneklendirilebilir:

                1- Sevgiyle bir insana yardım edilir, denize düşen birini kurtarmak için fedakârlık yapılır, aç kalan bir kimse doyurulur, ağlayanın gözyaşları dindirilirse, bütün bunların sonunda insana bir ferahlık, bir huzur ve hatta mutluluk duygusu gelir ki, bu, hızlı bir inkişafın (gelişimin) şuurdaki tezahürüdür. (134)

                2- Buna karşılık sevgi için birçok kalp de kırılır, bir ihanetin cezası da verilir, bir rakibin vücudunun ortadan kaldırılması (aşk yüzünden cinayet) da düşünülür, başkasına fenalık da yapılır ve bunun sonucunda bu kez insanda huzursuzluk ve sıkıntı başlar ki, bu da ağırlaşmış bir inkişafın (gelişimin) insan üzerindeki baskısını ifade eder. (134)

                Birinci gruptakiler, vicdan mekanizmasının ne kadar yüksek unsurlarına yönelik kudretler ise, ikinci gruptakiler de o kadar “nefsaniyet realiteleri”ni besleyici geri etkenlerdir. (134-135) İnsanlarda, inkişaf kademelerine göre, bunların her ikisi de bulunabilir ve ona göre de sonuçlar doğururlar. (135)             Şu hâlde, bir inkişaf kademesi, ne kadar aşağılarda ise, o kademedeki sevgiye karışan bencillik malzemeleri ve vibrasyonları da o kadar fazla; ne kadar yukarılarda ise, yani denge seviyesi ne kadar üstte ise, sevgi unsuru da o oranda saf ve erdem vibrasyonlarıyla zenginleşmiş bulunur. (135)

                Vicdan, realite, idrak, bilgi, sevgi kısacası dünyada tezahür eden bütün kıymetler; ancak beyin cevherinin imkânları dâhilinde formlarını almış, maddî görünüşlerden ibarettir. Bunların asıl kıymetleri, öz varlıkta saklı olan kudretlerdendir, fonksiyonları da, dünya imkânları içinde ancak, öz varlığa hizmet etmek yolunda işler. (136)

                Tek yüzlü, basit, insan idraki karşısındaki sevginin ilkel durumu ile sonsuz imajinatif yüzleri içeren, insanüstüâlemdeki sevgi izlenimlerinin nihayetsiz kapsamı, yani öz bilgiler içinde parlayan görkemli durumu hakkında daha geniş bir sezgi kıyası yapmak mümkün olur. (136)

İlahi Nizam ve Kâinat-Dr.BedriRuhselman

Ruh ve Madde Yayınları -İstanbul