Büyük Piramid

Büyük Piramidi İnşa Edenlerin Gizlediği Kapı 

Jennis Strickland-

Yazılı tarih boyunca, Mısır’daki Büyük Gize Piramidi’ne giriş için inşa edilmiş hiçbir yapı belirlenememiş veya keşfedilememiştir. İçeriye giriş ancak, tanınmış ya da tanınmamış hazine avcılarının yıkıcı girişimleriyle başarılmıştır. Üç büyük piramidin hepsinde iç odaların açılmış olduğu ve piramitleri inşa edenlerin yapılara iç boşlukları (odalar, boşluklar, koridorlar, rampalar) dahil ettiği bir gerçektir. Bu durum, rasyonel düşüncenin, böyle boşlukların dıştaki taş kaplamaların tamamlanması üzerine sonsuza dek mühürlendiği sonucuna varmasına karşı çıkmaktadır. Esasen, taş kaplamalar çağlar boyunca aşınarak ya da aşırılarak ortadan kalkmış ve arkada sadece hiçbir son çıkış mahalli bırakmayan alt taş bloklar kalmıştır. Açığa çıkan taş bloklar kendi içlerinde ve aralarında hala bozulmamış bir dış yüzey oluşturmaktadırlar. Piramitleri inşa edenlerin kapanmış boşlukları sadece inşaat sırasında kullanma amacıyla oluşturdukları düşüncesi de mantıklı bir düşünce değildir.

Bilimimiz modern zamanlarda gittikçe artan doğru veriler toplamıştır; Büyük Piramit’in her kenarının, dünyanın bir buçuk saniyede ekvatordaki dönüşünün tam mesafesi olduğu bulunmuştur. Makul bir referans noktası olan bu dönüş mesafesi, harikulade doğru bir başlangıç noktasıdır. Keops Piramidi’nin gerçek orijinal taban boyutları hakkında hükme varmak için farklı metotlar kullanılmıştır. Bunlar genel olarak 230 m’den 231 m’ye dek değişen ölçülerdir; orijinal kaplama olmadığı için gerçek ölçümler artık kesin değildir. Bu nedenle orijinal mesafeyi belirlemek sezgisel metotlara kalmıştır. Bu da, başlangıç noktasına varmak için geriye doğru çalışmalıyız, anlamına gelir.

Akla gelen ilk soru şudur: “Eskiler dünyanın bir buçuk saniyelik dönüşünün ne olduğunu nasıl belirleyebilmişlerdi?” Cevap: Bu çok kolaydı, gözlem yoluyla bulmuşlardı. Kişi ilk olarak dünyayı bizzat bir güneş saati gibi düşünmelidir. Eskiler, onlar her kim idiyseler, birçok dikili taşlar, teğet halinde koridorlar ve gözlem araçları dikmişler ve saat tıklaması ve dünyanın dönüşünün ölçülebileceği ışık kuleleri ve ışık kuyuları yapmışlardı. Açıklamak için verilebilecek en basit model, günümüzde bile tam öğle vaktini belirlemede kullanılan ışık kuyularının mevcudiyetidir. Böyle bir örnek Peter Tompkins’in The Secret of the Great Pyramid (Büyük Piramit’in Sırrı) adlı kitapta yer alan ve Piazzi Smyth tarafından 19. yy.da çekilen fotoğraftır.

Tam öğle vakti, güneş ışınları dünyanın kavisine mutlak biçimde dikeydir, öyle ki tam öğle vaktinde ışık kuyusunun doğu ve batı yüzüne hiç ışık düşmez. Tam öğle vaktini kesin olarak belirlemek için bu olayın iyi bir şekilde ayarlanabileceği farklı mekanik metotlar vardır. Böyle iki ışık kuyusunu tam olarak bir doğu/batı eksenine yerleştirerek ve sonra öğle vaktinin birinci ve ikinci parıldamaları arasındaki aralığı belirleyerek, noktalar arasındaki mesafe bilinebilir ve böylece dünyanın dönüşünün gerçek hızı, gidilen mesafeyi parıldamalar arasındaki zamana bölerek belirlenebilirdi. Eskilerin saatin tıklamasını nasıl böldükleri bilinmiyor ama onların bunu yapmış olduklarının delili Keops’un taban boyutlarında mevcuttur.

Keops’un kenarlarının toplamı (iki dönüş saniyesi) yaklaşık 923,5 metredir. Bu orijinal jeodezik (yeryüzü düzlemini ölçme bilgisi) ölçüm mevkilerinin kanıtlarını araştırırken, bu varsayılabilecek en uygun ölçüdür. Bundan dolayı, iki mevki bir doğu/batı eksenindedir ve 923,5 m ayrıdırlar. Gize düzlüğü doğal olarak düzleşmiş bir zemin değildir. Sfenks’in bulunduğu en doğudaki kenar, batı kenarından çok daha aşağıdadır.
Doğru ölçümler yapmak için bir “düz oyun alanı” yaratmak üzere ilk olarak düz bir düzlem yaratmak gerekliydi. Şimdiki Gize düzlüğünün çoğu düzdür; Kefren ve Mikerinos Piramitleri denilen yapılara inşa alanı hazırlamak için bu şekilde hazırlanmıştır. Düzleme işleminin Keops’un inşaatı için yapılan orijinal yüzölçümünden önce yapıldığı şüphelidir ve aslında bu teoriyi destekleyen fiziksel deliller vardır ama bu başka bir makalenin konusu. Bir düzlük olmadan düz bir düzlem yaratmak nasıl mümkün olmuştu? Bu da o kadar zor değildi.

Modern zamanlarda Nil’deki Fil adasında Syene Kuyusu diye gönderme yapılan ve güneşin en kuzeydeki gündönümü noktasında öğle vakti tüm kuyunun gölgelendiği bir mevki belirlenmiştir. Tekvin kitabında bu kaynağa “Syene’deki Kule” diye gönderme yapılır. Bu yapının başlangıçta tabanı bir yeraltı temeline sahip olan bir kule olarak dikilmiş olması kolayca anlaşılmaktadır. Kule çoktan yok olmuştur ama yeraltı kısmı hala durmaktadır. Bundan şu sonuca varabiliriz; bir kez yapılan ikinci kez de yapılabilir: Yani Gize düzlüğünün en doğusunda yer alan ışık kuyusu da aslında başlangıçta bir kuleydi. Bu kulenin zirvesi, en batıda yer alan ışık kuyusuyla aynı seviyedeydi ve böylece ikisi yüzeyde buluşuyordu.

Günümüzde sözüm ona otoriteler tarafından ortaklaşa tekrar edilen hatalardan biri, Gize platosunun yüzölçümünü yaparken üçgenleme yönteminin kullanılmasıdır. Eskiler mükemmel olan doğu/batı görüş çizgileriyle çalışmışlardır; o zaman mükemmel olan ikiye bölmeler ve dikler kuzey/güney yönünde uzanmaktaydılar. Dikey çizgiler eskilerin sahip olduğu bilinen araçlar olan tahta kancalar ve iplerle kolayca yaratılmışlardı. Eskilerin mevki çizgilerini mükemmel biçimde doğu/batı ekseninde sınırladıklarını ve toprak parsellerini tekrar bölmek için sadece doğru açıları kullandıklarını gösteren deliller öyle çoktur ki! Bu gerçek, aslında çok basitçe görülebilir ama en eğitimli otoritelerin muhtemelen gözden kaçıracağı türdendir. Büyük Keops Piramidi’nin tabanı tarafından oluşturulan kare, gezegenin yüzeyini tam olarak eşit karelere böler. Böylece düzlükte karşılaştığımız şey, sonra kareye geçmektedir.

Gize düzlüğünün orijinal düzlemi Kefren Piramidi’nin inşaatına hazırlık için daha sonraları daha çok kazılınca orijinal jeodezik yüzölçümü noktaları görünmez hale gelmişti. Bununla beraber, kişi şu kısa makalede verilen bilgiyle bile onların bulundukları noktaları kolayca çıkarabilir. Bu iki noktadan biri, Keops’a giriştir. Zaten görülebilir, gökyüzüne bakmaktadır ancak piramitlerin hala firavunların mezarları olduğunu iddia eden modern bilginler tarafından tamamen görmezden gelinmektedir. Ne kadar eğitimli olursa olsun, Keops’un girişi cahiller için değildir. Keops sadece açık fikirli olanlara açılır.

Giriş belirlenmiş, doğrulanmış ve fotoğraflanmıştır. Ama Mısır’ın şu anki durumunda, bu gerçek, eski eserlerden sorumlu olanlar uyanana ya da tamamen uykuya dalana dek hiçbir anlam taşımayacaktır. Ümit edelim ki, bu iki olasılıktan biri yaşadığımız süre içinde meydana gelsin. Böylece biz bilinenden bilinmeyene doğru yol alabilir ve sonra Büyük Piramit’i inşa edenlerin gizlediği ve aynı zamanda sonraki nesiller için sakladığı bilgiyi yeniden elde edebiliriz.