Antik Nil

 

Uzay Radarı Antik Nil’in Sırlarını Çözdü

Nil nehrinin en büyük gizemlerinden biri, Sahra çölünün kum tabakaları altında gömülü antik nehir kanalının bulunmasıyla çözüldü. Toprağın altındaki nehir kanalı, daha önce 1994 yılında iki defa uzay mekiği Endeavour ile uçan bir Uzayboşluğu Görüntüleyici Radar(*) sayesinde tespit edildi. Radar görüntüleri, California-Pasadena’daki NASA’ya ait Jet İticileri Laboratuvarı’nda (JIL) ve Dallas’taki Teksas Üniversitesi’nde incelendikten sonra sonuca varıldı.

Teksas Üniversitesi’nde SIR-C (**) bilim dalı grup üyesi Dr. BobStern bu keşfin Nil nehrinin “büyük kavis” denen bölgesinin incelenmesinde çok yardımcı olduğunu söylüyor. “Nil, genellikle kuzeye doğru akar ama Sudan’da büyük bir kavis yapar ve bu, dünyanın en kuru ve geniş çölü olan Sahra boyunca akan Nil için muhteşem bir şeydir. Normal şartlarda Akdeniz’e akması gereken nehrin bu kavisi yapması için çok iyi bir sebep olması lazım.” diyor Dr. Stern. Gerçekten de, yoluna kuzey yönünde devam etmesi gereken Nil nehri, güneybatı yönünde yaptığı kavisle Sahra Çölü’nün içinde fazladan 200 mil daha dolanıyor.

“Bu keşif bize gösteriyor ki, 10.000-1.000.000 yıl önce Nil nehri, yatağını bozmaya ve kuzeye doğru yeni bir rota çizmeye zorlanmış. Söz konusu saklı kanal bu bölgenin, zamanında tektonik olarak aktif olduğunu ve Nil nehrini yatağını değiştirmeye nasıl zorladığını kanıtlıyor.” diyor ve sözlerine devam ediyor Dr. Stern: “Nil’in yatağını neyin kontrol ettiğini anlamak, onun tarihini ve gelecekteki hareketlerini anlamak açısından çok önemli, çünkü bu, Mısır, Etiyopya ve Sudan’da Nil nehrine bağlı olarak yaşayan milyonlarca insanın hayatını etkileyen önemli bir etkendir.”
Dr. Stern, Teksas Üniversitesi’nde jeolog olan Dr. Muhammet Cemal Abdülselam ile birlikte bu keşif hakkında bir yazı yazdı ve yazı Science dergisinin 6 Aralık 1996 tarihli sayısında yayınlandı. Bilim adamları tektonik tabakaları ve “süperkıta”nın 600 milyon yıllık oluşumunu araştırırken birden konunun dışına taştılar. Dr. Stern bunu şöyle açıklıyor: “Asıl deneyimizin konusu yüz milyonlarca yıl önce iki süperkıtanın çarpışmasıyla oluşan Prekambriyen kayaların antik yapısını incelemekti. İncelemeler devam ederken bir nokta dikkatimizi çekti; bu oluşumlar Nil nehrinin yatağını etkiliyordu.” Sahra çölünün kum tabakalarının altını tarayan radar sinyalleri inanılmaz görüntüler ortaya çıkararak araştırmayı başka bir yöne döndürdü.
Dr. Stern şöyle diyor: “Bu keşif, SIR-CIX-SAR görüntüleri olmadan kesinlikle yapılamazdı. Kuzeydoğu Afrika’daki işimiz, yeryüzünde gördüklerimizle ve uydu fotoğraflarıyla sınırlıydı. Bu radar sayesinde kumla kaplı bu bölgeden çok daha ayrıntılı bilgi alabiliyoruz çünki radar dalgaları kuma nüfuz edebiliyor. SIR-CIX-SAR görüntüleri gezegenimizin daha önce ciddi olarak hiç araştırılmamış bu bölgesini açığa çıkardı.”

NASA’nın Jet İticileri Laboratuarı’nın ve aynı zamanda SIR-C projesinin bir görevlisi olan Dr. DianeEvans’a göre de bu, SIR-CIX-SAR’ın bugüne kadarki en ilginç buluşu ve bu bilim grubu radar verilerini inceledikçe daha başka inanılmaz sonuçlar alınacak çünkü veriler bilim adamlarına daha önce hiç beklemedikleri cevaplar veriyor.

SIR-CIX-SAR, Amerikan, Alman ve İtalyan uzay bürolarının ortak bir çalışması. JIL sadece bu işin SIR-C proje grubunu kurmak ve yönetmekle yükümlü ve bunu da NASA’nın “Dünya Gezegenine Görev” Ofisine bağlı olarak yapıyor. Bu program dahilinde, Dünya gezegeninin karaları, okyanusları, atmosferi ve üzerindeki hayat, bir bütün halinde entegre bir sistem olarak inceleniyor.

Internet’teki NASA News sayfasından
Çeviren: Ali Tez